
Öyle ağır dertler vardırki, kalbin derinlerine batmış, gömülmüştür. Ya sen
dalarsın gönlüne, o dertleri çıkarırsın.
Yada iyi bir dalgıç bulursun, o çıkarır.
Bazı sözler vardırki insanın kalbinin en derinlerine kadar iner, ordaki tüm dertleri
alır çıkarır.
Bazı Nağmeler vardırki, insandaki tüm dertleri göz yaşı ile çıkarır ve temizler.
İşte böyle bir düşünce ve felsefeyle ben müzikle uğraşıyorum.

Kendi dertlerimi içimden çıkarıp temizlerken, yaptığım besteler
ile dinleyenlerinde dertlerini temizlemeye çalışıyorum.
Sadece güzel olsun diye beste yapmıyorum.
Yaptığım besteleri senelerce önce kendim dinliyorum. Bana olan etkisini gördükten
sonrada, başkalarına dinletiyorum.
Yani anlayacağınız bir tür beste ile tedavi yöntemi.
Amacım kimseyi daha çok hasta etmek değil. Tam tersine iyileştirebilmektir.
Kalp doktoru olmak için, önce kalbi iyi tanımak gerekir..

Enstrumanlar kendine özgü bir ses tonu çıkarır. İnsanlarda da
kişiye özel ayrı bir ses tonu ,ses rengi ve gücü vardır. Başkalarının ses tonuna
özenmek yerine kişi kendindeki ses tonu nu geliştirip taklidini yaptığı kişiden
daha güzel bir ses rengi ortaya çıkarabilir. Bunun için kişinin bir ŞAN eğitimine
ihtiyacı vardır.Ehh yeterince kişiye bu gibi eğitim'i de verdik:)
Ayrıca kişi sadece bir tür müzik türü ile uğraşmak'dan ziyade çeşitli müziklerle
çalışmalar yaparsa ,sonunda kendine uygun olanı muhakkak bulacakdır.

İnsan kendindeki gizli yetenegi bulabilmesi için, değişik enstrumanlar
üzerinde çalışmalar yapması gerekir.
|
|

Kalp bir boya küpüne benzer.Hangi renk ile boyarsanız
o rengi alır. İnsan hangi nağmeleri devamlı dinlerse o nağmeleri kalbine yerleştirir.Artık
o nağmeleri kalbinden geri çıkarmak mümkün değildir.
Duyguları anlatabilmek için bazen kelime bulunmaz ama uygun bir
müzik bulabilir veya oluşturabiliriz.Bazı duygular vardır ki tam anlamını oturup
yazamazsınız..Yani sır gibi bir kalp ,adını koyamayacağınız belki sonsuz duygular
var kalpde.Ve adını koyamayacağınız sonsuz müzik nağmeleri var.Neticede ne
duyguların sonu bulunur. nede müzik nağmelerinin

Şair diliyle yazarsak Kalp sonsuz bir duygu deryası
Müzikde onun aynasıdır.
Biz bestekarlar'ın gece gündüz işi bu deryada gezip güzel bir balık yakalamakdır.
Çocukluğumdan şu ana kadar konuşan melodi oluşturmaya çalıştım.
Yani sessiz bir sinema filmine konuyu anlatan melodi yapmak gibi bişey.
Bazen öyle melodiler buldumki hala o melodiye söz bulamıyorum.
Gerçekden çok zor bir iş bu bestekarlık.
Deveyi iğne deliğinden geçirmek gibi bişey.
Belkide insanda o kadar fazla duygu varki, biz o duyguların anlamını ya yaşayarak
ögreniyoruz,yada hiç yaşayamıyacagız.
İnsana bu dünyada yaşayacagı kadar duygu verilmemiş.
Yaşayamayacagı kadar duygu verilmiş.
Yani duygu deposu dolu
ya o duyguları kendin yaşarsın,
veya yaşamış gibi hayal edip beste yaparsın.
O yüzden bir insan bir beste yaptıgı zaman ,
bir bakıyorsunuz insanlar aaa
bu benim yaşantımı anlatıyor
diyor ve hemen o besteye
kendi malı gibi sahip çıkıp dinliyor,
begeniyor.
Böylece bestekarlarında bir nevi sırrını,
burada anlatmış bulunuyorum.
Yani malzeme var ve bestekar
o malzemeyi yerli yerinde
güzelce yerleştirip
ortaya güzel bir eser çıkarabilir.
Meşhur olmak için bu işe soyunanlar ,fare olmadan
çuval delenlere benzerler.Tecrübelerime dayanarak söylüyorumki stüdyo aşamasında
yüzlerce insan daha ilk albüm çalışmalarında öyle bir havalara bürünüyorlarki.
Müzik sanatını icradan daha çok kibir ve hava edasında oluyor ve kısa zamanda çok
yol kat etmeyi hedefledikleri için istedikleri meşhurluğu bulamadıkları zaman hüsrana
uğrayıp, perişan oluyor. Kendi kendilerini boşu boşuna üzüyorlar.Bu iş sabır ve
sebat öğrenim ve saygı edep ister.Asıl hedef ortaya güzel bir çalışma çıkarmak ve
sanat ı güzelce icra etmek olması gerekir.Meşhur olmak kolay olabilir ama
sanatı güzel icra edemezsen, en yukarıdan tepe takla bir günde, bir daha çıkmamak
üzere düşersin. |

İnsan hayatı dünyada hep toz pembe değildir
dolayısı ile duygular ve müziklerde her zaman toz pembe olmaz.Bazen sevgi duygularınız
oluşur bazen nefret ve kin bazen'de perişan ve zavallı duygularınız ortaya çıkar.Gaddarda
olduğunuz zaman olur merhametli de.Madem tüm duygularla beste yapıcaz.O zaman bu
duyguların hepsini kullanmak gerekir.

O zaman daha gerçekci besteler yaparız.Bazen
bir beste bir hikaye ve duygu ile başlar ve öylece biter.Bazende hikaye kısa zamanda
çok şey anlatırsa hikayede geçen her konu'nun ayrı bir melodisini aynı beste içinde
işleriz.Bu daha geniş bir kompozisyon olur.İşte en zor olanıda bu tür bestelerdir.Hem
konuyu anlatabilen melodiyi ve duyguyu hemde muzik armonisini ve makamını bilip
birbirine uyan bir beste kalıbı ortaya çıkarırsınız.

Bu iş sadece melodiyle ve makamla olmayıp birde uygun ritmi ayarlamakla
olur..
Renk uyumu gibi birde kullanılan enstruman ayarlaması var .Her
enstruman her duyguyu istenildigi şekilde vurgulayamaz bunun içinde çoook çalışmak
gerekiyor..Binlerce kişiye stüdyo aşamasında albüm yaptıgımız için eh
birazcık kulagımız aşina oldu.:)

Diyelimki besteyi en uygun bir şekilde çaldırdınız ve yorumlanması
gerekiyor işte bu seferde aynı işlem yorumcu içinde gerekir.Yani her yorumcunun
gerek ses tonu gerek ses rengi veya gücü her besteye uygun olmayabilir.Bazen en
güzel bi şekilde yaptıgınız besteyi işin ehli ve ses yapısı uygun olmayan bir yorumcuya
okuttunuz.vahh vahh gitti o güzelim çalışmalar tüm beste ve ön hazırlıklar hepsi
boşa gider.

Netice olarak besteyi yapanda ,kayıda girip çalan
müzisyende, kayıt yapan müzik yönetmeni ,ton maister ve yorumlayan solistde hepsi
işin ehli ve uzmanı olması gerekir.Bunlardan bir tanesi eksik veya yanlış birşey
yaparsa arzu edilen iş ortaya çıkmaz.
 |